İçi, dışından büyük küp nasıl yapılır?

Görsel

“Doctor Who” dizisini izlediyseniz eğer oradaki telefon kulübesini bilirsiniz. Telefon kulübesi, doktorun seyahat aracı. An’lar arasında bu kulübe ile geziyor. Kulübenin 2 m(küp) göründüğünü ve içine girildiğinde ise küçük bir ev boyutlarında olduğunu da biliyorsunuz tabii ki. Aslında 2m(küp) gibi görünmüyor. Gerçekten de 2 m(küp). Ancak içine girdiğinizde de gerçekten de bir ev kadar. Çelişki?

Buradaki asıl sorun, küpün içinin dışından büyük olması değil aslında. Bunu yapmak kolay. Asıl sorun, tüm bu olanların tamamen sanal (algısal) olup olmadığı. Yani eğer çevremizde gördüğümüz her şey sanal ve yalnızca beynimiz içinde oluşturduğumuz yapılardan ibaret ise dünyanın ne şekiller alabileceğini tahmin edebiliyor musunuz? Bir binayı alıp ters çevirmek yalnızca beynimizde ve algımızda yapabileceğimiz bir şey olsaydı her şey ne kadar kolay olurdu. Peki bu, yalnızca bizim beynimizde gerçekleşirse diğer insanlar için bir şey ifade eder mi? Öyleyse daha güçlü bir etki olmalı.

Bu durumun algısal olmadığını ve tamamen fizikî temeller üzerinde oturarak anlatıyorum ben.

1 cm uzunluğu hepimiz biliyoruz. Hepimizin bildiği 1 cm aynı değil mi? Peki ya bizim bildiğimiz 1 cm, başka bir boyutta 1 km’ye denk geliyorsa? Yahut boyut değiştirmeye de gerek yok. Başka bir sistemde; Yahut da başka bir yoğunlukta? Yoğunlukla ne alakası var? Aslında en çok da yoğunlukla alakası var.

Bir örnek yazalım şimdi. Denizde yaşayan bir balon olduğumuzu hayal ediyoruz. denizin de çeşitli bölgelerinde farklı yoğunluklarda katkılar-sıvılar ile dolu olduğunu. Denizde ilerledikçe, farklı yoğunlukta bir bölgeye girdiğimizde hacmimizde basınca bağlı belli bir miktar değişim olacaktır. Yani daha yoğun bir ortama girdiğimizde hacmimiz azalacaktır. Aynı şekilde daha az yoğun bir ortama girdiğimizde hacmimiz artacaktır.

İşte içinde yaşamakta olduğumuz tümleşik alan (3 boyut+Zaman+Çekim) de bu şekilde eğilip bükülmekte (Yoğunluğu değişmekte) ve bizim hacmimiz de farkında olmadan değişmektedir. Şöyle ki; yoğun bir çekim bölgesine girdiğimizde bizim için geçen zaman yavaşlar, boyutlar eğilir (Boyutların eğilmesi, bildiğimiz ışık ışınının yamulması gibi, düz olarak gördüğümüz şeylerin aslında eğri-büğrü bir hal almasıdır).

Şimdi küpün içerisinde kontrollü bir çekim yoğunluğu yarattığımızı düşünelim. Sadece küpün içerisinde kalmak üzere izole edilmiş olsun. Bu durumda küpe dışarıdan bakıldığında, 1 cm olarak ölçülebilir ve hacmi de 1 cm(küp)’tür. Ancak içerisine girildiğinde 1 km(küp)’lük bir hacme tekamül edebilir. İşte bu kadar basit.

Peki küpün ağırlığı ne kadar olacaktır? Bu küp, çekim alanı izole edilmiş olduğundan, aynı ebatta bir küpten daha hafif olacaktır. Ağırlık kavramı, nesnelerin çekim alanı ilişkisidir. Çekim alanı izole edilmiş bir küp, diğer her nesneye göre ağırlıksız olacaktır.

Yeni yaşam alanları oluşturulması ve dünyayı kaosa sürüklemede oldukça etkili olacak yeni bir teknolojidir.

Mustafa ŞENTÜRK

Reklamlar

About ATOM

Klostrofobik düşünce yapısı.
Bu yazı Karavana içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s