Ben Deli miyim? (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

124
“Cinnet, adi hayattan, dimağın basit umumî şeklinden çok yüksek bir şeydir efendi… Kabiliyetli kafalarda delirmek arzusu pek şiddetlidir. Herkes birer parça çıldırmak için, hayatın bir isli kör kandil gibi fersiz, neşesiz yanan kasvetli alevini parlatmak için ispirtoların envaına ve morfinlere, esrarlara, kokainlere koşuyor. Ben niçin ayıldım? Kendime niçin geldim? Cinnetin kanatları beni, beşerî zevklerin son hadlerine uçurmuştu. Ben çıldırmak  ve ebedî olarak mecnun kalmak isterim.”

252
“Şehremaneti, kayıtlı namuslu esnaftan vergi alır. Kayıtlı olmayanlar hiç bir vergi vermezler. Tezkere alacak paran olmazsa ne yapacaksın? Tabii tezkeresiz sanatlara baş vuracaksın. Bunlar geceleri karanlıkta yapılacak gece işleridir. Takımsız sanat olmaz. Bir sustalı çakı, eğe, törpü, burgu, maymuncuk, bir yan cebe sığacak böyle birkaç demir parçasıyla usta bir el çok iş görür. Karnım tekken ben de namuslu idim. İnsanı öldüren açlık iki türlüdür. Biri vücuda lâzım olan tam gıdayı alamayarak, her gün bir parça söne söne ölmek, ikincisi zırnık bulamıyarak birkaç günde gebermektir. İstanbul açlığın birinci şekliyle inliyor. Kansızlıklar, veremler, bilmem neler hep bu yüzden… Yiyeceklerle donatılmış bir sofranın başında toplanan bir aile insanları <<Niçin biz yiyoruz da komşudakiler aç oturuyor?>> diye düşünmezler. Değil şöyle böyle bir aile, bugün açlığa çare bulmak vazifesiyle etek doluları para alanlar bile düşünmüyorlar. Düşünseler gıdasızlıktan toprak rengi bağlamış aç halkın gözleri önünde ikide birde yüz elli kişilik ziyafetler vermezler. Karısını, kızını baloya göndermek için beş yüz liraya esvap yapanlar o paraları alınlarının teriyle kazananlar değillerdir. Bir liranın nasıl vücut yıpratıcı bir emekle kazanıldığını bilseler bir gecelik eğlence için onun beş yüzünü birden Avrupa fabrikalarına, modistra tezgâhlarına fırlatmazlar. Bugün iki yüz kişinin parlak gösterişli bir sofra başında filetosuyla, böreğiyle, şampanyasıyla mide şişkinliğine uğrayacak kadar tıkınabilmeleri için iki yüz bin kişinin soğan ekmekle karın doyurmaya mahkûm kalmaları bugünkü şartlara göre iktisadi bir zaruret hükmündedir. Madem ki bugün kıtlık içindeyiz. Lüzumundan fazla yiyenler pek eksik gıda alanların haklarını yiyorlar demektir. Bu apaçık bir gerçek… Fakat hangi hak taraflısı bir toku bu doğruyu itiraf ederek fazlayı açlara ayırmak insanlığını gösterebilir? Hapishanelere birer delik açsınlar, içerideki konuşulanları, dertleşmeleri dinlesinler. Çok mühim gizli şeyleri, öğrenirler. Karınları tok hatiplerin, konferansçıların, ahlâkçıların teorik sözleri bir para etmez. Sefilliğin felsefesini açlıkla kıvrananların, nefesleri kokan ağızlarından dinlemelidir.”

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Ben Deli miyim? 1972.

Mustafa ŞENTÜRK

Reklamlar

About ATOM

Klostrofobik düşünce yapısı.
Bu yazı Karavana içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s