Liyakat

Eski defterlerin, kitapların sayfaları arasında sıkışmış şiirlerde geçmiyor adın.
En güzel, en derin şarkılarda yoksun.
Siyah–beyaz filmlerde bahsin yok.
Bir ben yazıyorum seni sigara kokan sayfalara.
Bir ben okuyorum sonra.
O Necip Fazıl’lar, Atilla İlhan’lar, Can Yücel’ler, Nazım Hikmet’ler seni sevmediyseler;
Kime yazıldı bu satırlar?
Nasıl büyük şair oldular?
Peki ya ben?
Ben nasıl şair olamadım sen karşımda otururken?
Senin gözlerine dalıp dalıp giderken neden yazamıyorum yemyeşil ormanlar altında akan serin nehirleri?
Senin kokunu duyarken kırlardaki orkideleri?
Bir iç çekiş belirirken sigaranın ucunda,
Anlatamadım cehennemi.
Sen dudaklarını gerip dişlerini sererken cenneti.
Bir bardak suyu yudumlarken okyanuslarda yüzen yunusları.
Yokluğunda,
Dumana boğulmuş ciğerlerimden yankılanarak çıkan boğuk bir seste adın.
Grinko’nun piyanosuna düşen damla damla notalarda dans eden hayalin.
Anlatamadım.
Anlatmaya lâyık olamadım.
Altın uçlu kalemler,
Meşin kaplı defterler,
Fil dişinden bir masa gerek.
Bastığın, basacağın her kaldırım taşını yakut, elmas yapmak gerek.
Sana lâyık bir şair olabilmek için;
Bastığın her çim tanesinin,
Duyduğun her bülbülün,
Kokladığın her gülün,
Sevdiğin her kelebeğin,
Dokunduğun her yağmur damlasının fısıltısını duymak gerek.

Mustafa ŞENTÜRK 

Reklamlar

About ATOM

Klostrofobik düşünce yapısı.
Bu yazı Karavana içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s