Category Archives: Karavana

Bağımlılık

Konuşmak yerine yazmayı tercih edişim, Saçma muhabbetlerle sükunetimi çürüten her insana küfreder gibi bakışım, ‘Neredesin’ denilmek için çaldığını bildiğim telefonlara bakmayışım, Zamansız gelen misafirlere selam bile vermeden evden kaçışım, Ara sıra içerken yavaş yavaş bağımlı olduğum sigara gibi, Yalnızlığa da … Okumaya devam et

Karavana içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yoksunluk

Elim ayağım titriyor yine. Soğuk terler atıyorum. Arka arkaya sigaralar, kahveler. Göğsümde sık sık yaşadığım sarsıntılar nüksediyor yine. Anevrizma. Nefes almakta zorlanıyorum; Esner gibi soluyorum. İşte bunlar hep yoksunluk belirtisi. Yarısı güneş, yarısı gölge altında çatırdayan bir masada, Aynı koltukta … Okumaya devam et

Karavana içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yastık

Yastık yatıyordu, yatak yatıyordu. Yorgan almış başını gidiyordu. İçindeki bir adamı tutmaya çalışıyordu. Mustafa ŞENTÜRK

Karavana içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yoksunluk

Isırılan dudaklar sünerken koparcasına; Kurşun ağırlığında öpücükler, derin yaralar açar vücudunda. Damarlarında dolaşan sigara dumanı, ağır ağır odaya sızar. Bir buz küpünün üzerine basılan kızgın metal gibi, Sere serpe uzandığın yatak bedeninle mühürlenir. Yokluğunun kokusu doldurur odayı. Sığamam artık boşluğa. … Okumaya devam et

Karavana içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Seni seviyorumcuk yaraları

Odaya girdiğimde yalnız yatıyordu kadın. Yerdeki, sağa sola atılmış ‘seni seviyorumcuklar’ın üzerine basa basa yaklaştım kadına. Yeşil gece lambasının ışığı altında bekleye bekleye iyice boyanmıştı kadın. Başka renklere de ihtiyacı vardı; mor gibi, pembe gibi, kırmızı gibi. Battaniyesini çektim omuzlarına … Okumaya devam et

Karavana içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Ayak İzleri

Bir kadın gidiyordu. Eskilerden, aşina. Yalınayak, savrularak gidiyordu. Aklı arkada kalmıştı. Arkasına hiç bakmayışından belli oluyordu. Belki biri takip eder; gelir diye kumda ayak izlerini bırakıyordu. Sadece ona ait olan; küçük, tatlı ayak izlerini. Ayak İzleri derin değildi. Bir tüy … Okumaya devam et

Karavana içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Zübük – Aziz NESİN

“..Kasabanın bakkalları şaşırdı, satmaya fındık yetiştiremiyorlar. Yahu, bu ne iş? Eskiden bura bakkalı iki okka fındığı iki yılda tüketemezdi de fındıklar cam kavanozlarda çürürdü. Şimdi, satışa fındık yetiştiremez oldular. Bakkallar fasulye, pirinç, şeker satışını bıraktı, çuval çuval fındık getiriyorlar. Buranın … Okumaya devam et

Karavana içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Asık Suratlı Adam

Asık suratlı adam, sandalyede oturuyordu.Kalem, defterin üzerinde bir sandalın küreği gibi çırpınıyordu. Ara sıra defterden sıçrayan büyüklü küçüklü harfler, kelimeler adamın yüzüne sıçrıyor; adamın dikkatini dağıtıyordu. Elektriklerin geldiğinden habersiz olan adam, mumu söndürmeyi hiç düşünmüyordu. O kadar dalmıştı ki deftere; … Okumaya devam et

Karavana içinde yayınlandı | Yorum bırakın

İzmarit ve Ruj – Gülçin Özbinici

Tuvaletin lavabosuna rahatça sigaramın külünü dökebiliyorum artık, hem de su bile tutmuyorum üstüne pis kalıyor. Ve işimizi bitirdiğimizde anca aydınlanan ampule bir ben sövüyorum ve bir ben küfrediyorum tüm pencereler açıkken gram esmeyen evde sıcaktan uyuyamamaya, olmayan klimaya.. Her gece … Okumaya devam et

Karavana içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Ben Deli miyim? (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

124“Cinnet, adi hayattan, dimağın basit umumî şeklinden çok yüksek bir şeydir efendi… Kabiliyetli kafalarda delirmek arzusu pek şiddetlidir. Herkes birer parça çıldırmak için, hayatın bir isli kör kandil gibi fersiz, neşesiz yanan kasvetli alevini parlatmak için ispirtoların envaına ve morfinlere, … Okumaya devam et

Karavana içinde yayınlandı | Yorum bırakın